TARİH VE ÖĞRETTİKLERİ – SU TUĞRUL – PEDEGOG

 

TARİH VE ÖĞRETTİKLERİ

“Beyaz adam” fikriyatında, kendisini üstün insan gören anlayışın, siyahları köle olarak kabul edip “efendi” olmayı kendine reva görmesi ile sayısız insanın yaşamını yitirmesini yazılan kitaplardan ve yapılan filmlerden yeterince öğrendik.

“Ari/saf/üstün Irk” kavramlarının temsilcisi Nazi Almanya’sında, özelde Yahudi toplumuna genelde ise tüm Avrupa ve dünya halklarına çektirdiği acıları da günümüzde yasayan canlı tanıklarından öğrenme imkânına kimimiz sahip olmuşuzdur.  Sayısız örnekleri olmakla birlikte, sadece yukarıda belirttiğim iki yaklaşımdan dolayı insanlık ciddi zararlar gördü ve etkilerini günümüze dek görmek mümkün.

Günümüzde ırkçılık, faşizm, despotizm ve daha da çoğaltabileceğimiz negatif kavramları kimse görünürde resmen sahiplen(e)mese de, birçok ülkedeki iktidarların ırkçı faşist ve despotik uygulamaları, birey ve toplumların hala ayni acıları yaşamasına neden oluyor.

Irkçılık ve faşizm; toplumu etnik kökenine, inancına, sınıfsal durumuna, diline, cinsiyetine, cinsel tercihine göre kendince sınıflandırır. İsine geldiğinde farklılıkları kabul etmeyip tek tipleştirerek, zaman zamanda farklılıkları birbirine karşı kışkırtarak, ama özünde tüm bunları toplumun kendilerine verdiği görevi bireysel çıkarları için kullanarak, suistimal ediyor. Elde ettiği iktidarı bir daha hiç kaybetmeme hırsı ile toplumu birbirine kırdırıp yarattığı kaos ve karşıtlık üzerinden sürdürüyor.

Elbette insanlığın bilincinde ve vicdanında lanetlenmiş bu kavram ve uygulamalara karşı çok değerli mücadele ve direnişler de söz konusudur. Ve ne yazık ki bu mücadelenin bedelleri bazen oldukça ağır olabiliyor. İnsanlık tarihi bu uğurda yaşamını yitirenlerle, uzun yıllar zindanlarda tutulanlarla ve vatanini, yerini yurdunu terk etmek zorunda kalanlarla doludur.

Özellikle Cumhuriyet tarihi ile birlikte iktidarların uygulamalarına karşı çıkıp yurt dışına çıkmak zorunda kalmış insanların olduğunu biliyoruz. Genellikle devletin baskıcı ve inkârcı ideolojisini kabul etmeyen toplumun farklı kesimlerinden insanlar olmakla birlikte, genel olarak Ermenilerin, Rumların, Kürtlerin ve Alevilerin bu sürgün politikası ile karşı karsıya kaldığını görüyoruz.

Ancak, günümüzde bile toplum bir dönem Ermenilere ve Rumlara uygulanan vahşet ve zorunlu göç/tehcir gibi uygulamalara maruz kaldı. Tabi ki göçertilen insanların mallarına el konulması ihmal edilmeden.

Başka bir örnek olarak Alevileri ele almak gerekirse; çok da uzak olmayan zaman dilimi içerisinde defalarca katliama uğradıkları/uğratıldıklarını görüyoruz. Dersim, Maraş, Çorum ve Sivas katliamlarında Aleviler ya direk devletin kendisi tarafından ya da devlet destekli organize edilmiş ırkçı ve yobazlar tarafından katledildiler. Göstermelik verilen cezalar dışında, bu katliamları bizzat organize edip içinde yer alanlar neredeyse devlet tarafından ödüllendirilmişlerdir. Bu nedenledir ki, ayni zihniyete sahip kesimler günümüzde de benzer uygulamaların arayışı içerisinde olduklarını gizleme ihtiyacı bile duymamaktadırlar.

Alevilerin evlerinin işaretlendiğini biliyorduk, ancak geçtiğimiz günlerde bir sağlık kurumunda Alevilerin yasadığı köylerin bile işaretlendiğinin ortaya çıkması, durumun vahametini açıkça gözler önüne sermektedir.

Bu olaylar açıkça Alevilerin yaşamlarının her an tehdit altında olduğunu ifade ediyor. Yasam biçimlerinden dolayı özellikle köy ve mahallelerine hizmetin götürülmemesi, devlet dairelerinde işe alınmamaları gibi çağdışı uygulamaları saymıyoruz bile.

Türkiye’de  başından beri demokrasi maskesi adi altında Milliyetçi ve Sunni İslam anlayışına dayanan zihniyetini hiçbir zaman değiştirmedi. Anadolu ve Mezopotamya topraklarında binyıllardır var olan kadim halkları ve inançları katliam ve asimilasyon politikaları ile kendince tek tipleştirmeye, Türkçü ve Sünni İslam gömleği içine sıkıştırmaya çalıştı. Bu politikanın tamamen basarisiz olduğu ifade edilemese de istedikleri sonucu alamadıkları kesindir. Çünkü bu politikaları reddeden, buna karşı direnen ve bu çağdışı zihniyeti ortadan kaldırmaya çalışan ciddi bir kesim var. Karşılığında büyük bedeller ödenmesine rağmen, bundan vazgeçilmeyeceği görülmekle birlikte farklı toplumsal kesimlerin bir araya gelip güç birliği yapmaya çalıştığı bir direniş dönemi yaşanıyor. Özellikle bu ortaklaşmanın iktidar üzerinde yarattığı korku ve panik, Irkçı ve tek tipçi anlayışının son temsilcileri olan akp-mhp iktidarı, toplumu olabildiğince baskı altına almaya ve şiddet uygulayıp sistemle birlikte kendi iktidarlarını sürdürme telaşına kapılmışlardır.

Devletin tüm kurumlarını ele geçirip en zorba diktatörlerin yöntemlerini uygulamaktan, hatta bunu gizleme ihtiyacı bile duymadan gerçekleştirmekten geri durmamaktadırlar. En sıradan bir eleştiriyi bile mahkemelere atadıkları militanları eliyle onlarca yıl hapis cezası vererek kendilerinden olmayanlara yasam sansı tanımamaktadırlar. Sonuç olarak halkın huzur içinde yasama hakki elinden alinmiş oluyor. Özellikle verilen cezalar nedeniyle veya Türkiye’de rahat bir yasam hakki tanınmayan, tehdit edilen insanlardan bazıları çareyi yurt dışına, Avrupa’ya veya farklı ülkelere gitmede buluyor ve geride bırakılan bir aile, bir çevre, heba edilen bir birikim, bir ülke ve bir tarih oluyor.

Sonuç olarak tüm tarih kitaplarında özellikle Şu cümleler yazılıdır; tarih, geçmişteki olayları bilme, öğrenme, anlama ve geleceği kurmak için oldukça önemli bir bilim dalıdır. Aynı zamanda tarih, çıkarılması gereken derslerle de doludur.

Bu yazının başında belirtilen, siyahilere yönelik ırkçılığın büyük oranda yaşandığı ülkelerde, özellikle ABD`de tam olarak ortadan kaldırıldığı söylenemese de bu ırkçı düşünce resmi olarak mahkûm edilip yüzletilmiş ve ciddi bir kalkınma gerçekleştirilebilmiştir. Yine Nazi düşüncesiyle birlikte yıkılan Almanya, gerçek tarihiyle yüzleşebilme becerisi gerçekleştirebilen bir toplum sayesinde bugün Avrupa’nın lokomotifi olma konumuna ulaşmıştır. Türkiye Cumhuriyeti devleti ve toplumu da tarihi gerçekten ders alınması gereken bir bilim olarak ele alıp samimiyetle yüzleşebilme cesareti ve iradesini geliştirebilirse, bugün toplum olarak yaşanan acı ve zorlukları kısa sürede atlatabilecektir, çünkü denenip sonuç almış onlarca örnekle doludur tarih.

SU TUĞRUL  – PEDAGOG –  İSVİÇRE