Sivas izlenimlerim  ve Alevilere çağrım

Değerli Canlar,

 2 Temmuz günü Sivas katliamını  protesto eylemine katılmak için  ben ve arkadaşlarım Bektaş Has ve İlyas Çoban Sivas’a gittik. Elimizde olmayan nedenlerle protesto eylemine yetişemedik. Sivas’a protesto için gittiğimizde toplanan kitle bizden bir kaç saat önce dağılmıştı. Biz de  İlyas Çoban’ın kardeşi  Dr. Baki Çaban’ın Savona oteline gittik.

Dr Baki Çoban aslen Elbistan’ın Alxas aşiretinin Aktil Yalıntaş köyündendir. Çocukluğu ve gençlik yılları Sivas da geçmiş ve orada evlenmiştir. Ayni zamanda Savona otelin sahibi olup Sivas’ta demokratik kitle örgütleri ve siyasi partilerde faaliyet yürütmüştür. . Her ne kadar ön seçimle milletvekilliği adaylığını kazandıysa da dışarıdan kontenjanla birileri atanıp Baki Çoban saf dışı bırakılmıştır.

Yaptığım izlenimlere göre Dr. Baki Çoban Sivas halkının bağrına bastığı, yediden yetmişe herkesin sevgisini kazanmış ve halka hizmet etmesi nedeniyle de toplum tarafından sevilen ve sayılan bir halk adamıdır.

Gelelim asıl konuya ben Bektaş Has ve İlyas Çoban Savona otelinde kalırken  değerli dostum kirvem Liverpool Alevi Cemevi başkanı Kemal Aslan’la da Sivas’ta Savona otelinde buluştuk ve sabah otelde kahvaltı yaptık. Dr Baki Çoban bize ev sahipliği yaparak dördümüzü Madımak oteline  götürdü. Atatürk’ün Sivas’ta yaptığı kongrenin binasını, Aşık Veysel heykelini, Ali baba mahallesinde ki Cemevini ve Alevi toplumunun yaşadığı yerleri gezdirdi. Her   ne kadar buraları gezsek de Sivas’a gidip Banaz’a gitmemek olmazdı. Dr. Baki’ye ricada bulunduk, bizi kırmadı. Ben ve arkadaşlarım Bektaş Has, İlyas Çoban, Kemal Aslan’ı   kendi arabasıyla, Banaza doğru yola çıktık.

Dr. Baki Çoban yolları çok iyi biliyordu, o arabayı kullanırken bizde çevre köyleri seyrediyorduk. Hepimiz çok heyecanlıydık. Dördümüz ilk defa Sivas’a gelmiştik ve Yıldızeli’nin, Pir Sultanın köyü Banaza gidiyorduk. Dr. Baki bir yandan araba kullanırken bir yandan da o coğrafyada ne yetiştiğini anlatıyor, bölgenin kültürel ve siyasi koşulları hakkında bizi bilgilendiriyordu. insanların ekonomik durumlarının çok kötü olduğunu söylüyordu. Köylünün yetiştirdiği ürünün para etmediğini dile getirdi. Her gittiğimiz köyde kendisinin mutlaka bir tanıdığı vardı, yolculuğumuz iki saate yakın sürdü. Banaza sonunda ulaştık. Pir Sultan’ın heykeli Banaz köyünün üst tepesinde Banazdan tahminen bir iki kilometre yukarıdaydı. Önce heykelin yanına gittik, ve primize niyaz ettik.  Ayrıca oranın   Şah Kalender Çelebinin Pir Sultanla buluştuğu yer olması hasabiyle ve  Koyun Abdalın ve Kul Ahmed’in anıtlarının da bulunması nedeniyle ziyaretçilerin cok yoğun ilgisini çekmektedir. Diger yandan burası  Osmanlı döneminde Alevi ayaklanması olarak bilinen Çaldıran savaşı sırasında  Alevilere yapılan  katliamda  cemlerin yapıldıği yerdir.  

Yine ayni yerde , nur içinde uyusun heykeltıraş  Sadık Öztürk`un  çok güzel ve anlamlı bir heykeli bulunmaktadır. Bu heykelde  , bir yandan cem tutuluyor bir yandan toplantı yapılıyor , semaha duruluyor, dara duruluyor ve  katliamı önlemek için yapılan toplantıları sembolize ediyor. Bu heykel dördümüzde çok anlamlı ve düşündürücü izler bırakmıştı. Bu ziyaretimizden sonra arabaya binip , köye gittik. Pir Sultan’ın evinin önündeki çeşmeden biraz su içtik. Dr. Baki kapıyı çaldı, kimse yoktu. Orda bulunan bir komşusuna gittik. Kapıyı çaldık, bir kadın canımız  çıktı, ve Dr Baki tanıyordu. Bizi içeri davet etti, teşekkür ettik. Pir Sultan’ın evini ziyaret etmeye geldiğimizi ama evde kimsenin olmadığını söyledik. Hemen önümüze düşüp Pir Sultan’ın evinin üst katına götürüp , kapıyı çaldı. Çıkan kişiye seslenip, ‘Ayhan abi canlar gelmiş, Pir Sultan’ın evi olan  müzeyi ziyaret edecekler’ dedi. Yaşlı bir adam kafasını pencereden çıkarıp ‘buyurun Canlar’ dedi. Biz ‘Pirim Elbistan’dan Pirimizin evini ziyaret etmeye geldik’ dedik. Kapıyı açıp bizi içeriye buyur etti. Evin önüne bir garaj yapmışlardı ve hepimiz garajı dağınık ve bakımsız halini görünce şok olmuştuk, çünkü garajda her şey (çöpten tutunda eski tarım araçlarına varıncaya kadar) vardı.   Kapının üstünde ‘Açılın kapılar Şaha Gidelim’ levhası asılıydı.

Pirimizin kapısına niyaz ederek içeri girdik, bir ikinci şok daha yaşadık. Evin her tarafı kırık dökük ve bakımsızdı, ilk dikkatimizi çeken  ufacık, elinde  bağlama olan bir  Pir Sultan heykeli, ve çok eskilerden kalma eşyalar  ve raflarda  kap kacaklar vardı.

Alevilerin ve aynı zamanda ezilen halkların bağrına bastığı, dünya çapında tanınan ozanımız, pirimiz, her deyişi ile egemenlerin yüzüne şamar gibi vurmuştur. Yıllarca pirimiz duruşuyla , deyişleriyle , tüm halkların direnç kaynağı  olmuştur. Bu müze koca çınara yakışmıyor.

Osmanlı  Pir Sultan Abdal’ın halkı örgütlemesinden ve baş kaldırmasından korkmuştur. Bu nedenle onu baskıyla, zulümle sindirmeye, susturmaya çalıştılar. . Fakat Pir Sultan Abdal kendini halkına adamış, hiç bir zaman zalime, zulüme, Osmanlının baskısına boyun eğmemiştir. Osmanlının asimile yöntemine, Alevilerin kültürlerinden, inançlarından kopmasına, Arapça ve Farsçanın içinde tutsak edilip ümmetleştirilmesine karşı mücadele eden halk ozanıdır. Tüm Alevilerin piridir. Pir Sultan Abdal Osmanlı düzeninin yıkılması ve onun yerine halka dayanan bir düzenin getirilmesinin simgesidir. Pir sultan Abdal’a ait olan evin daha yakışır bir müzeye dönüştürülmesi ve hak ettiği saygınlığı kazanmasına destek vermek ve sahip çıkmak tüm Alevi canların görevi olmalıdır.

Değerli Canlar,

Tabii ki eski orjinal hali korunmalı ancak müze olarak standartlara uygun bir müze olarak restore edilmesi gerekmektedir.  Yaşlı adama kim olduğunu sorduğumuzda, isminin Ayhan olduğunu, Pir Sultan’ın torunu olduğunu, üst katta yaşadığını, yani Pir’in evine baktığını ve ziyaretçilere yardımcı olduğunu söyledi.

Değerli Canlar,

Buradan tüm Alevi Canlara, , Pir Sultan’ın deyişlerini kendisine rehber eden  tüm ezilen halklara, Türkiye ve Avrupa’daki kurumlarımıza, Cemevlerimize, iş adamlarımıza ve Dünyanın her tarafında yaşayan tüm Canlarımıza sesleniyorum. Sivas Yıldızeli’nin Banaz köyündeki Pir Sultan Abdal evinin, müzesinin bakımını ve onarımını üstlenelim. Herkesin dilinden düşmeyen Pirimizin deyişlerini yaşatalım. Buradan tüm dedelerimize, pirlerimize, sanatçılarımıza sesleniyorum. Pirimizin evini Alevi toplumuna yakışır bir müze haline getirelim.

Değerli Canlar, Eğer istersek, nasıl ki Hace Bektaş Veli pirimizin müzesine sahip çıktıysak, Halkımıza ve tüm canlarımızın ziyaretine açtıysak, Pir Sultan Abdal müzesini de bu şekilde yapabiliriz.

Haydi Canlar el ele verelim,

Pir Sultan Abdal’ın müzesi için gelin canlar birleşelim,

Pirimizin müzesinde buluşalım.

Saygılarımla

Hepinize Aşk İle Canlar

Kazım Kılıç

25.Dönem İngiltere Alevi KültürMerkezi ve Cemevi Başkan Yardımcısı