KADINLARIN ÖZGÜRLEŞMESİNDEN KORKUYORLAR;

EŞİTLİK OLMADAN ADALET OLMAZ!

Kadınlar ülke geneli istanbul sözleşmesinin fes edilmesine karşı eylemlerini sürdürüyorlar, İstanbulda Çekmeköy kadın platformu’da 25 Mart 2021 tarihinde bugün çekmeköyde basın açıklaması yaparak tepkilerini dile getirdiler, basın açıklaması şöyle.

İstanbul Sözleşmesine karşı yürütülen kadın düşmanı, dinci ve muhafazakar kampanyalar sonucu olarak bir gece yarısı cumhurbaşkanı kararı ile İstanbul Sözleşmesinden çıkıldığı ilan edildi.

2011 yılında mecliste onaylanan tüm kadınları ilgilendiren sözleşme, kadınları
şiddete mahkum etmeyi kafasına koymuş kadın düşmanlarının sözünü onaylayan tek bir
adam tarafından kaldırıldı.

İstanbul Sözlemesi’ni tartışıp duruyorlar, çünkü kadınların şiddete mahkum olmasını istiyorlar.

Kadınlar hayır diyemesin, kadınlar şiddete ses çıkaramasın, kendi hayatları
hakkında karar alamasın istiyorlar. Kadınları korumakla yükümlü olan devlet ise erkek devlet olduğunu bir kez daha gösterip kadınların haklarını, can güvenliğini hiçe sayıyor. Aile yapısı bozuluyor, toplum değerleri parçalanıyor diyerek kadın düşmanlığına çağrı
yapanlar, kadınların ve çocukların her türlü şiddete maruz kaldığı toplum ve aile düzenini
savunuyor.

Kadınların özgürleşmesinden korkuyorlar.

Kadınlar üstündeki egemenliklerini kaybetmemek için çırpınıyorlar.
İstanbul Sözleşmesi’nden nefret ediyorlar çünkü toplumsal cinsiyet eşitsizliği lafını dahi
duymak istemiyorlar. Eşitsizliği doğallaştırmak, kadınları erkeklere tabi kılmak için fıtrattan,
adaletten dem vuruyorlar.

Bizler ise biliyoruz ki eşitlik olmadan adalet olmaz!
Kadınlara yönelik şiddeti önleyen, koruyan, kadınları güçlendirecek destek mekanizmalarını
oluşturan ve failleri cezalandırma yükümlülüğü veren bir sözleşmeden çekilmek, devletin bu
yükümlülüklerden kaçması anlamına gelir. Kadın cinayetlerine karşı, kadına yönelik şiddeti
önlemek için sorumluluk almayı reddettiği anlamına gelir.

Bu devletin kadınlara karşı olduğu anlamına gelir.
Dün gece yarısı kadınları dövme özgürlüğü isteyen erkeklere, Samsun’daki İbrahim Zarap
gibilere, “eşit değilsiniz” diyerek bizi baskıya, şiddete açık hale getirenlere büyük bir hediye
verildi.

Karakollarda kadınları şiddete maruz kaldığı evlerine geri yollayan polisler,
sığınaklarda kadınlara hapis hayatı yaşatan yetkililer, mahkeme salonlarında kadınları maruz kaldığı şiddet için suçlayan hakimler teşvik edildi.
Bir sonraki kadın cinayetinde ortalıkta ikiyüzlü açıklamalar yaparak, cezasızlığın kol gezdiği
bir ülkede, ağır ceza getireceğiz safsataları ile kamuoyunu yatıştırmaya çalışacaklar. Biz ise
biliyoruz ki şiddete maruz kalan, öldürülen her kadının, fail kadar suçlusu, devlettir.
İstanbul Sözleşmesi bizlerin yıllardır süren mücadelesi sonucu yazıldı. Çıkma kararını asla
tanımıyoruz!

Bir grup adamın sözünün, tek adamın kararının kadınlar tarafından hükmü yoktur!

İstanbul Sözleşmesi gerektiği gibi uygulanana, erkek şiddeti son bulana kadar
mücadelemiz devam edecek. Kadın düşmanı devlete karşı yaşasın kadın dayanışmamız.