Adalet Bakanlığı 4-5 Ocak tarihlerinde kapalı kapılar ardında “Türkiye Yüzyılında Türk Medeni Kanunu Çalıştayı” düzenlerken, tüm bu gelişmelerin ortasında haklarına saldıranlara karşı kadınlar kendi çalıştayını düzenledi.

Açılışı Hülya Gülbahar yaptı

Tartışmaya açılan medeni hakların gerçek sahipleri olan toplumun her kesiminden kadınlarla birlikte, sorunları ve çözüm önerilerini konuşmak üzere düzenlediğimiz Medeni Kanun İçin Mücadele Çalıştayı, saat 11’de Taksim Point Hotel’de Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kadın Meclisleri Genel Sekreteri Fidan Ataselim ve Eşitlik için Kadın Platformu’ndan Avukat Hülya Gülbahar’ın açılış konuşmalarıyla başladı.

Kadın örgütleri katıldı

Açılış konuşmalarının ardından Medeni Kanun’un önemi ve karşı karşıya olduğumuz risklerle mücadeleyi ele alan ilk oturumda, Esra Şen’in moderatörlüğünde İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği Koordinatörü Avukat Nazan Moroğlu, Kaos GL’den Özlem Şen ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav söz aldı.

Çalıştayın ilk oturumu, CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, DEM Parti milletvekili Ceylan Akça, EHP sözcüsü Özge Akman, CHP milletvekili Sibel Suiçmez, CHP milletvekili Elvan Işık Gezmiş’in katkılarıyla sona erdi.

Medeni Kanuna dokunamayacak, bizi eşit olmadığımız hiçbir masaya oturtamayacaklar Çalıştayda ilk sözü alan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim, konuşmasına mücadele arkadaşlarını ve tüm katılımcıları selamlayarak başladı:

fidan-ataselim.jpg

‘Yüz binlerce kadının sesi olmaya çalışıyoruz’

“Biliyorsunuz, Adalet Bakanlığı Medeni Kanunla ilgili 4-5 Ocak’ta bir çalıştay gerçekleştirdi. Medeni Kanuna el uzatmak demek, laikliğe savaş açmak demektir. Fakat asla onlara geçit vermeyeceğiz. Çünkü biz sadece bu salonda bir araya gelen kadınlarla sınırlı değiliz, yüz binlerce kadının sesi olmaya çalışıyoruz. Büyük bir mücadele cephesini var edeceğimize kimsenin şüphesi olmasın.

‘Aile hukukunu sil baştan ele alacaklarını söylüyorlar’

Bu çalıştayı yapma gerekliliği duyduk çünkü çeşitli aile şuraları, sempozyumlar, çalıştaylar düzenlenerek sözde erkek mağduriyetlerini ileri sürüyorlar, aile hukukunu sil baştan ele alacaklarını söylüyorlar. Hedefte olan yalnızca kadınlar değil, anayasanın da hedefe alındığı günler yaşıyoruz.

‘Ülkede bir korku atmosferi yayılıyor’

“Ülkede bir korku atmosferi yayılıyor. Örgütlenme hakkımıza saldırılarda bulunmaya çalışıyorlar. Mücadele eden kadınları gözaltılarla, tutuklamalarla yıldırmaya çalışıyorlar. Ama biz çoğulcu bir mücadeleyi, ortak bir aklı ortaya koyabileceğimizi düşünüyoruz.”

‘Hiçbir kadın asla yalnız yürümeyecek’

“Sözlerimi toparlarken sesimizin ulaştığı tüm kadınlara seslenmek isterim: Korkma, Medeni Kanuna dokunamayacaklar, bizleri eşit olmadığımız hiçbir masaya oturtamayacaklar. Korkma, nafaka hakkımıza dokundurtmayacağız. Korkma, aile kıskacının içerisinde kölece bir yaşamı bizlere dayatamayacaklar. Korkma, eşit, özgür, laik bir yaşamdan vazgeçmeyeceğiz. Korkma, 6284’ü ayıklayacağını söyleyenlerin eşitlik, özgürlük karşıtı yobaz fikirlerini bizler yaşamın her alanından ayıklayacağız. Korkma, mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz. Hiçbir kadın asla yalnız yürümeyecek!”

Yasalara dokunma, uygula!

Ardından Eşitlik için Kadın Platformu’ndan (EŞİK) Hülya Gülbahar, medeni yasanın laiklikle birlikte toplumsal hayatın direği ve vazgeçilmezi olduğuna dikkat çekerek açıklamalarda bulundu:

photo-5866113135591669293-y.jpg

‘Ortak mücadeleyi örebilmemiz gerekli’

“Adalet Bakanı, aile hukukunu toptan ele alacağını söyleyen açıklamalarda bulunuyor. Kamuoyunu ve kadınları kandırabilmek için birtakım çalıştaylar düzenliyorlar. Hızlı boşanma denilen tuzağa, feministler ve kadınlar olarak düşmememiz gerekir. Bizler tabii ki kadınların ev içinde de ev dışında bağımsız hayatlar sürmelerini savunuyoruz. Ancak haneler içinde süregiden mevcut ekonomik şiddetin de kadınların hayatını olumsuz etkileyen bir şiddet türü olduğunu bizlere unutturmak istiyorlar. Bekir Bozdağ’ın gündeme getirdiği nafaka hakkına saldırıları, kadın vekillerin 10 Nisan 2022’de nafaka direnişiyle karşı çıkarak erteletebildik.vTuzaklara düşmeden, umutsuzluğa kapılmadan, ortak mücadeleyi örebilmemiz gerekli.

‘Yasaları savunmaya devam etme görevi bize düşüyor’

“Medeni Yasanın kabul edildiği gün olan 17 Şubat’ta, Medeni Yasayı delik deşik edecek bir kanun değişikliği teklifini önümüze getirebilirler. Fakat biz onları durdurabiliriz, milyonlarca kadın birlikte başarabiliriz. Medeni Yasayı ve diğer yasaları savunmaya devam etme görevi bize düşüyor.”

Anayasayı uygulamayanlar, yeni bir yasa yapma hakkına sahip değildir. Eşitlik için Kadın Platformu (EŞİK) olarak ‘Yasalara dokunma, uygula’ diyoruz. Hepimize kolay gelsin!” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Çalıştayın ilk oturumu: Medeni Kanun’un önemi ve karşı karşıya olduğu risklerle mücadele

Açılış konuşmalarının ardından Medeni Kanun’un önemi ve karşı karşıya olduğumuz risklerle mücadeleyi ele alan birinci oturumda, Esra Şen’in moderatörlüğünde İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği Koordinatörü Avukat Nazan Moroğlu, Kaos GL’den Özlem Şen ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav söz aldı.

4.jpg

‘Medeni Kanun kadın haklarının güvencesidir’

Av. Nazan Moroğlu “Medeni Kanun: Kazanımlarımız, Kaygılarımız, Eşitlik Mücadelesi için Kararlığımız” adlı sunumuyla konuşmasına başladı:

“1926 tarihli Medeni Kanun, hukuk devriminin, hukuk birliğinin, laik hukukun simgesi, kadın haklarının güvencesidir. O nedenle Medeni Kanun’a sımsıkı sahip çıkmaya devam edeceğiz. Zamanın gelişen ihtiyaçlarına uygun değişiklikler için mücadelemiz sonucu 17 Şubat 1995’te İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği kuruldu, Medeni Kanun’un düzenlenmesine dair çalışmalarımız oldu. Kanunun değişmeyen özü ise laiklikti. 17 Şubat 1998’de TBMM’ye sunulan Medeni Kanun tasarısına ilişkin değerlendirme önerilerimiz yayınlandı. 1 Ocak 2002’de yürürlüğe giren Medeni Kanun ile aile içinde eşit temsil, eşit mal paylaşımı mümkün olabildi. Atılması planlanan geri adımlara karşı 2 Aralık 2014’te Medeni Kanuna Sahip Çıkıyorum adlı bir imza kampanyası başlattık. Daha sonra nafakaya dokunmak istediler, bu sefer EŞİK ile birlikte direnişi ördük.

Medeni Kanun sil baştan yazılamaz, biz kadınlar Medeni Kanuna sonuna kadar sahip çıkacağız. Kanundaki eşitlik talebimiz bir demokrasi mücadelesidir; demokrasi için, laiklik için, eşitlik için el ele dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz.”

‘Birleşik mücadelemiz ve dayanışmamız sürmeli’

Kaos GL adına Özlem Şen, AKP’nin 20 yıllık iktidarında LGBTİ+lara yönelik nefret politikalarına dair açıklamalarda bulundu:

“ 2010’dan sonra, AKP’nin LGBTİ+ların varlığına dair en açık düşmanca ifadesi, Kadın ve Aile Bakanlığının ‘Eşcinsellik hastalıktır’ söyleminde ortaya çıktı. 2012’de ‘Her kürtaj bir Uludere’dir’ söylemiyle bu defa kadınlar hedef alınmış oldu, LGBTİ+lara yönelik her söylemin ucu bir şekilde kadınlara değiyor. LGBTİ+ görünürlüğünün artması ile 2015’te onur yürüyüşü yasaklandı, 2020’li yıllarda ise İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme gerekçesi olarak açıkça LGBTİ+’ların varlığı gösterildi. Böylelikle feminist hareket, kadın hareketi ve LGBTİ+ hareketin teması hedef alındı.

Bugün geldiğimiz noktada 6284, nafaka, LGBTİ+ların varlığı ve örgütlüğü, büyük aile buluşmalarından da güç alarak seçim beyannamelerinde hedef alınıyor. LGBTİ+ların varlığına yönelik nefret içeren her söylem, hemen ardından kadınların haklarını da hedefe alan söylemleri beraberinde getiriyor. Kadın ve LGBTİ+ hareketinin dayanışması, bu hareketlerin sokağa çıktığı ilk andan beri sürmekte. Türkiye’nin ikinci yüzyılında, toplumsal cinsiyet karşıtlığı söylemi üzerinden bir norm inşa edilmek isteniyorsa, birleşik mücadelemiz ve dayanışmamız da sürmeli.”

photo-5866113135591669269-y.jpg

‘Örgütlü kadınların mücadelesine yenilecekler’

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav, sözlerine Medeni Kanun’un öneminin diğer toplumsal meselelerle bütünselliği hakkında bir konuşma çerçevesi çizeceğini belirterek başladı:

“Geçtiğimiz günlerde, en büyük adalet sarayı olmasıyla övündüğümüz Anadolu Adliyesinde ‘yaşasın şeriat’ sloganlarının yankılandığına şahit olduk. Öte yandan aynı adliyede ölen kadınların fotoğraflarını taşımak isteyen yakınları engellenmek isteniyor, gökkuşağı bayrağına müdahalede bulunuluyor. Bu eşitsizlik ve ayrımcı müdahalelerin ardında ne var diye baktığımızda uzun zamandır süren anayasaya aykırı uygulamaları görüyoruz. ÇEDES’ten cinsel istismara, kayyum uygulamalarından İstanbul Sözleşmesinden imzanın çekilmesine tüm uygulamalar demokratik anayasal işleyişten yoksun olmamızla ilişkili. Dolayısıyla Medeni Kanun için mücadelemizin herkes için gerekli bir mücadele olduğunu, anayasaya yapılan saldırılarda görüyoruz. Bu bütünsellikle laikliği ve Medeni Kanun’u ele aldığımızda karşımıza çokça mücadele alanı çıkıyor: hukuk, siyaset, kültür, eğitim sanat, emek rejimi… Tüm bu alanlarda bütünsel bir mücadeleyi var etmemizden başka yolumuz yok.

‘Korkma, mücadelemiz var’

CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, DEM Parti milletvekili Ceylan Akça, EHP sözcüsü Özge Akman, CHP milletvekili Sibel Suiçmez, CHP milletvekili Elvan Işık Gezmiş’in de söz aldığı Medeni Kanun için Mücadele Çalıştayı’nın ilk oturumu, yapılan kurumsal ve bireysel katkılarla sona erdi.

Çalıştaya katılan milletvekilleri, avukatlar, kurum temsilcileri ve tüm kadınların kendi fikri ve sözünü dile getireceği oturumlarda aile hukukunda arabuluculuk tehlikesini, sözde boşanmaların hızlandırılması diye iyi bir şey gibi sunmaya çalıştıkları fakat kadınlar için çokça risk barındıran durumu, nafaka hakkımıza yönelik saldırıları, kadınları şiddet karşısında koruyacak olan 6284 sayılı kanunun önemini, kadın ve LGBTİQ+ düşmanlarının haklarımızı gasp etmeye yönelik planlarıyla onların karşısında mücadele yöntemlerimizi gün boyu konuşmaya devam edeceğiz.