İran’da hükümetin akaryakıta yaptığı zam nedeniyle başlayan protesto gösterileri Tahran, Fas, Doğu Azerbaycan, Batı Azerbaycan, İsfahan, Mazenderan, Kürdistan, Rezevi Horasanı eyaletleri başta olmak üzere ülkenin geneline yayıldı. İran’da devlet tarafından desteklenen benzinin litresi, aylık 60 litreye kadar 1.000 tümenden (50 kuruş), 1.500 tümene, araç başına bir ay içinde 60 litreden fazla benzin alınması halinde 3.000 Tümen’e çıkarıldı. İran devlet televizyonundaki habere göre, göstericiler benzin istasyonu ile polis araçlarını ateşe verdi, ana caddeleri trafiğe kapatarak kamu binalarına zarar verdi ve güvenlik kameraları ile araçları tahrip etti. Bir grup, ülkenin dini lideri Ali Ayetullah Hamaney’in posterlerinin olduğu panoyu ateşe verdi.

Tahran’daki protestocular kontak kapatarak başkentin tüm giriş ve çıkış yollarını trafiğe kapattı ve bir banka şubesini ateşe verdi. Göstericilerin zaman zaman rejim aleyhtarı sloganlar atması ve güvenlik güçleriyle gerginlik yaşaması dikkatleri çekiyor. Başkent Tahran ve Kerec’deki gösteriler nedeniyle yollar trafiğe kapatılırken Tahran, Şiraz, İsfahan, Kirmanşah, Hürremşehr, Kerec ve Abadan’da okullar tatil edildi. Hamaney “Ben uzmanı değilim ama üç ayrı kurumun başı zammı onaylamışsa, ben de desteklerim” dedi. Zam kararı, Cumhurbaşkanlığına bağlı Ekonomik Koordinasyon Yüksek Konseyi, Parlamento Sözcüsü ve Adalet Bakanlığı tarafından onaylanmıştı. Devlet Güvenlik Konseyi’nin kararıyla internete erişimin kısıtlandığı ve protestolarla ilgili sosyal medya kullanıcıları hakkında yasal işlem yapılacağı bildirildi.

Rusya günlük 9.5 milyon varillik petrol üretiminin 5.4 milyon varilini ihraç eden, Dünyanın en büyük petrol üreticisi ve ihracatçısıdır. Suudi Arabistan günlük 8.3 milyon varillik petrol üretimi ile ikinci sırada olan bir ülkedir. ABD günlük 5.4 milyon varil petrol üretimine sahip olmasına rağmen üretimin büyük bir bölümü iç pazarda tüketilmektedir. Dünyada 4 milyon varillik günlük petrol üretim kapasitesi ile dördüncü sırada petrol üreticisi olan İran’ın en temel ihracat ve gelir kaynağı petroldür. Rusya’nın ardından İran, dünyanın en büyük ikinci doğal gaz rezervine ve dördüncü petrol rezervine sahiptir. Uluslararası Enerji Ajansı tarafından aylık olarak yayınlanan rapora göre İran’ın günlük üretimi 1980’lerden bu yana en düşük seviye olan 2,4 milyon varil/güne gerilemiştir. Trump yönetimi aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 8 ülkeye İran’dan petrol ithal etme konusunda getirdiği muafiyete son vermiştir. İran’da benzinin su gibi ucuz olmasına rağmen, uluslararası yaptırımlar nedeniyle ekonomik olarak oldukça zor durumdadır.

İran’a uygulanan yaptırımların temel amacı; halkın rejime olan desteğini kırmak ve toplumsal hareketlerle rejimi değiştirmektir. Dünyanın en büyük petrol üreticilerinden biri olan İran, benzin zammı yüzünden kanlı gösterilere sahne oluyor. Çünkü ambargo yüzünden benzinini üretemiyor, rafine tesisleri tam manasıyla teknolojik değil. Irak’ta yaşanan olaylardan sonra İran’da benzin zammı nedeniyle yaşanan olaylar birbiriyle bağlantılı ve emperyalist dış motivasyona dayalıdır. Büyük Ortadoğu Projesi-BOP kapsamında güney komşularımız Irak ve Suriye’deki iç savaş ve yaşanan krizlerden sonra emperyalist güçler 15 Temmuz’da Türkiye’de bir iç savaş ortamı yaratmayı hedefledi. Bölgemizde İsrail’in ve enerji kaynaklarının güvenliği bakımından başta İran ve Türkiye olmak üzere güçlü devletlerin zayıflaması ve parçalanması BOP’nin en temel amacıdır. İşte bu emperyalist saldırılara karşı iç cepheyi güçlendirmenin, milli birlik ve dayanışmayı geliştirmenin yolu şeffaf, halkçı, açık ve demokratik bir yönetim anlayışından geçmektedir.

Yaklaşık 82 milyon nüfuslu İran dünyanın en fazla nüfusa sahip 18. ülkesidir. Ülkenin yüzde 99’u Müslüman ve Müslümanların yüzde 90’a yakını Şii olan İran’da etnik yapının;yüzde 51’ini Farslar, yüzde 29’unu Türkler ve yüzde 8’ini Kürtler oluşturmaktadır. Ancak İran’daki Türk nüfusunun 40 milyon olduğuna yönelik araştırmalar mevcuttur. Farklı etnik yapıya sahip İran yönetimine düşen temel görev; ülkenin kaynaklarını rejim ihracı ve nükleer silahlanma gibi halkın refah ve mutluluğuna hizmet etmeyen projelere harcamak yerine, ülkede zenginliği tabana yaymak, gençlere iş imkanı yaratmak ve halkın refah seviyesini yükseltmektir. Aksi halde emperyalist güçlerin istismar edeceği hassasiyetler büyüyecek, gençlerdeki umutsuzluk sivrisinek üreten bir bataklığa dönüşecek, Molla yönetiminin her geçen gün artan baskıları isyanın kontrol edilemez boyutlara ulaşmasına hizmet edecektir. Irak ve Suriye’de çıkan kriz ve iç savaşlar; can ve mal güvenliğinin ortadan kalkmasına, on binlerce insanın ölmesine, milyonlarca insanın göç etmesine neden olmuştur. 82 milyon nüfusa sahip İran’da ortaya çıkacak bir iç savaşta, Irak ve Suriye’de olduğu gibi en önemli zararı Türkiye görecektir.

Türkiye’nin İran’daki krizin iç savaşa dönüşmeden çözüme kavuşması için etkin bir rol oynaması gerekir. Milyonlarca Türk’ün sınırlarımıza yakın bölgelerde yaşadığı İran’ı yönetenlerle karşılıklı danışma ve işbirliği içinde olmak, İran siyasetçilerini demokratikleşme ve halkın taleplerini karşılama yönünde teşvik etmek, Molla rejimini temel insan hak ve hürriyetleri için önemli adımlar atması yönünde cesaretlendirmek, Türkiye ve İran’ın yararınadır. Aksi halde toplumsal tepkilerin ayaklanma ve iç savaşa dönüşmesi gibi bir felaketin önü açılmış olacaktır. İşte bölgede barış ve huzuru tehdit eden bu sonuç, emperyalizmin istediği en kötü sondur…

Dursun ÇİÇEK