Bilim insanlarının sık sık uyarılarda bulunduğu Hakkari’de ise 31 Aralık 2023’te 4,4, 3,5 ve 4,5 büyüklüğünde art arda yaşanan depremler ciddi endişelere yol açtı.

Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre depremlerin yanı sıra meydana gelen heyelanlar nedeniyle can ve mal güvenliğinde endişe yaratan afetlere karşı şimdiye kadar herhangi bir önlem alınmadı. Her yağış sonrası meydana gelen heyelanlar sonucunda yola düşen kaya parçaları ve toprak kütlesi, 286 bin nüfuslu kentin tek bağlantı yolunun kapanmasına neden oluyor.

AFAD raporu: Olası bir depremde ilin büyük kısmı etkilenecek

AFAD tarafından 2021 yılında Hakkari için hazırlanan İl Afet Risk Azaltma Planı’nda, “Hakkari genelinde olası bir büyük depremde ilin büyük kısmının etkileneceği değerlendirilmiştir” ifadeleri yer aldı. Hakkari bölgesi aktif fay zonu üzerinde yer alırken, il merkezi ve çevresini etkileyebilecek birden fazla (üç aktif fay) aktif fay hattı bulunuyor.

Planda olası bir depremde Yükekova ilçesinin tamamının etkileneceği ifade edilirken, Hakkari ve çevresi için, “Güneydoğu Anadolu Fayı’nın Hakkari segmenti, Yüksekova Şemdinli Fay Zonu ve Başkale Fayı’nın yakın gelecekte deprem üretme potansiyelinin yüksek olması öncelikli tehlikelerdir. Amaç-hedef ve eylemlerin belirlenmesi sürecinde GZFT analizinin önemini ortaya çıkarmaktadır” uyarılarına yer verildi.

“Kaybedecek zaman yok”

Türkiye-İran sınırında 7 Mayıs 1930 tarihinde meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki depremde 2 bin 514 kişi öldüğü, en az 3 bin yapı ağır hasar gördüğü kentle ilgili uyarılarda bulunan İnşaat ve Mühendisler Odası (İMO) Yüksekova Temsilcisi Serhat Kotluk, olası deprem karşısında önlem almanın mümkün olduğunu belirterek, “Kaybedecek zaman yok” diye uyardı.

“En riskli bölgeler arasında”

Hakkari bölgesinin birden fazla fay zonunun etkisi altında yer aldığına dikkat çeken Kotluk, bölgenin yerleşim alanı depremsellik açısından en riskli bölgeler arasında olduğunun altını çizdi. Kent merkezinin kayalık ve iyi bir yapıya sahip olmasına rağmen olası depremlerden dolayı heyelan riski taşıdığını aktaran Kotluk, şunları söyledi:

“Yapıların kalitesinin istenen düzeyde olmaması can kaybını artıracak”

“Yüksekova bölgesinde ise aksine daha çok ovalık alanlarda düzensiz ve plansız kentleşme mevcut. Olası bir deprem senaryosunda, ovalık alanda deprem hasarlarını arttıracak olan zemin sıvılaşması, zemin taşıma gücü kaybı gibi zemin yetersizliklerinin yanında denetimsiz. Deprem yönetmeliğine uygun ve yapıların kalitesinin istenen düzeyde olmaması durumu, olası depremde can ve mal kayıplarına yol açmasına neden olacaktır. Faylara yakın olan köylerde bulunan kerpiç ve yığma yapılarda hasar oranı daha çok olacaktır.”

“Kentin çevre illerle olan bağlantısı kopacak”

Şemdinli-Yüksekova, Yüksekova-Yeniköprü, Hakkari- Çukurca yolları ve en yakın kent olan Van’a bağlayan tek yolda yağışlardan sonra sık sık çığ ve heyelan meydana geldiğini belirten Kotluk, bu durumun da halkın can ve mal güvenliği açısından risk olduğunu kaydetti. Olası bir depremde ulaşım olanaklarının da kısıtlanacağını dile getiren Kotluk, bunun sonucunda kentin çevre illerle olan bağlantısının da kopacağını, halkın sağlık hakkına da erişemeyeceğini dile getirdi.

“İnsani desteğe ulaşılamayacak”

Her heyelan sonrası ulaşımın kısıtlandığını kaydeden Kotluk, “Olası bir depremden sonra yer hareketlerinin etkisiyle zeminin gevşemesi, karayolunu kullanılmaz hale getirecektir. Bu durum ulaşım bağının tamamen kopacağı, depremden sonra gereksinim duyulan insani desteğin, yaşam malzemelerinin ve teknik olanakların ulaşamayacağı olasılığı, halk içerisinde tedirginliğe neden olacaktır” diye belirtti.

“Depreme direnç gösteren yönetim planlaması yapılmalı”

Kotluk, olası depreme karşı önlem alınması gerektiğini vurgulayarak, “Deprem gibi doğal olayların felakete dönüşmemesi, yer hareketlerine ve zemine uygun yapı üretebilmek, depremi tehlike olmaktan çıkarılabilir. Colemerg bölgesinin bu anlamda kaybedecek zamanı yok. Depreme direnç gösteren yönetim planlaması yapılmalı” dedi.

“Yapılar acilen güçlendirilmeli”

Depremde meydana gelen hasarların yüksek oranda yapıların inşa aşamasında ve sonrasında denetilmemesinden kaynaklandığını ifade eden Kotluk, şöyle konuştu:

“Yapı üretim aşamasında zemin etüt uygulamaları, zemin iyileştirmeleri, proje üretimi, her şantiyede mühendisin teknik kontrolü, yapının denetimi, planlar dahilinde bütüncül olarak görülmeli, kamucu bir anlayışla ciddiyet dahilinde yeniden değerlendirilmeli ve uygulanmalıdır.

Mevcut yapı stokunun envanterinin çıkarılması konusundaki çalışmalar hızlandırılmalı, deprem dayanıklılığı için yapıların acilen güçlendirilmeli veya yenilenmesi gereken binalar belirlenerek, bir plan doğrultusunda yapı stokunun depreme dirençli hale getirilmesi sağlanmalıdır.”

“Halk biliçlendirilmeli”

Yapılaşmaya yönelik kentte zararların en aza indirgenmesi için yerel zemin koşulları için kullanımı zorunlu olarak yeni jeoteknik, sismik çalışmaların yapılması ve parametrelerin hesaplanması gerektiğini söyleyen Kotluk, “Bölgede bir an önce mikrobölgelendirme çalışmaları yapılmasına bir an önce geçilmelidir. İl düzeyinde ‘Kurtarma ve Acil Yardım Planlarının’ hazırlanması ve geliştirilmesi, bu planlarda görevi ve sorumluluğu bulunan personelin eğitim ve tatbikatlarla bilgi düzeylerinin geliştirilmesi ve halk tabanına yayılması gerekmektedir” önerisinde bulundu.

“Yerel Danışma Kurulu” önerisi

Deprem ve afet durumuna karşı halkın eğitimlerle bilinçlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekleyen Kotluk, “Konu ile ilgili görevi ve sorumluluğu gereği teknik meslek odaları, kurumlar, yerel yöneticiler, fikir üretebilecek ve uygulanmasına katkı sağlayacak kişilerden oluşan işlevli, aktif ‘Yerelde Danışma Kurulu’ oluşturulmalıdır. Kurallara uygun bir şekilde yapıların denetlenebilmesi için yerel yönetimler desteklenmeli, gerekli teknik elemanlarının istihdamı yapılmalı ve gerekli donanımı sağlanmalıdır” dedi.