Merhaba gündem oldukça yoğun özellikle covit-19 yani corona nerdeyse tüm dünyayı kasıp
kavuruyor ülkemizin genel huyudur deprem olur deprem eleştirmeni, siyaset olur siyasi eleştirmen,
ekonomi kötüye gider ekonomist olur çıkarız. Sanırım güncel konu corona ile ilgili eller şöyle yıkanır
maske böyle takılır demem pek ilginizi çekmez. Hepimiz bu konuda da uzman olduk zaten. Benim
konum gelecekte durumumuz ne olur, neler gelişir üzerine olacak.
Bir konuda çok fikir varsa ve bu fikirler genelde herkes tarafından malumsa pek yorum yapmam
ama iyi bir dinleyiciyimdir. Şimdi sizlere fikirlerine değer verdiğim Avrupa'da ciddi bağlantıları olan
dünya ekonomisini, siyasetini yakından takip eden bir dostum, fikirlerine ve şahsına değer verdiğim
yıllarca İstanbul siyasetine hizmet etmiş ama öyle ismini gazete küpürlerinde göremeyeceğiniz değerli
bir abimle yaptığım görüşmeyi aktarmak istiyorum.
Kendisinin de söylediği önemli bir cümleyi son söylemeden ilk söyleyeyim sözlerimiz sosyal mesaj niteliğinde olmayacağı, sanal ortamda dolaşan bilgi kirliliğinden farklı olduğu ve sayılı kişilerin
düşündüğü ama kimsenin sonunda amma ütopik bakıyorsunuz eleştirilerine maruz kalmamak için
söyleyemediği konular üzerine bir bakış açısıyla Covit-19dan bahsedeceğim.
Malumunuz hakikaten ülkemizin de içinde bulunduğu dünyanın nerdeyse tamamını esir altına
aldığı on binlerce canı alan milyonu geçen hastalığa yakalanan ciddi bir virüs. Peki, bunun gerçekten
doğal yoldan mı yoksa laboratuvar ortamında mı geliştirildiği hala bilinmezliğini koruyor iyide
geleceğe ne gibi etkisi olur biz bunu konuştuk, sizlere de bunu aktarayım istedim.
Konu hakikaten ciddi virüs henüz birkaç aydır hayatımızda olmasına rağmen ödemelerin internet
bankacılığından yapılması, evden çıkmadan servis elemanları aracılığıyla siparişlerin verilmesine,
kapanan sosyal alanların yerine evlerde kişilerin kendileri için bir şeyler yapabileceğine kadar her şey
anında hayatımıza giriverdi.
Büyük yeniliklerin planı yapılmış olabilir. Örneğin 1966 yapımı Uzay filminde Kaptan Kirk ve
Mr.Spock’ın elindeki küçük kapaklı kutuyla uzaktaki biriyle konuştuğunu hala internek üzerinden
görüyoruz. O günün şaşkınlık veren cihazı hayatımıza 1983 yılında cep telefonu olarak girdi ve tüm
hayatımızı etkilemeye devam ediyor.
Abimin atıfta bulunduğu konu hakikaten ciddi Bu tarz örnekler hayatımızda çok fakat her örnek
açıklama gerektirdiğinden ve konuya dönmek istediğimden girmeyeceğim.
Dostumunda bahsettiği konu birazda bunun üzerine önümüzdeki dönem farklı bir dönem olacak o
kadar farklı ki bildiklerinizi unutun derler ya hem de o minvalde farklı.
Dünya farklı bir boyuta geçiyor.
Şimdi önem verdiğimiz ekranlarda acaba ne zaman ne konuşacaklar diye beklediğimiz siyasiler
aslında hiç de umurumuzda olmayacak, Aslında bu madde bence olması gereken şey yani herkes işini
yapsın ekranlarda karşı parti liderine vekiline laf yetiştirmekten daha önemli işleri olmalı diye
düşünüyorum.
Siyasetçileri fabrika işçisi nasıl işini yapıyor ve bunu görev olarak addedip işini yapıyorsa öyle
yapacak boyutta göreceğiz aksi halde de pek umursamayacağız çünkü çok daha önemli ilgi alanlarımız
olacak.
Alışverişler daha organize ve kapitalizmden uzak olacak yani ihtiyacının çokta dışına çıkmayacaksın
yan komşunun yeni perdeni görmesini isteme arzusu pek kalmayacak veya yılda bir kez gittiğin orman
için ayrıca ayakkabı, ailenin sayısı az olmasına rağmen daha büyük daha pahalı araba derdine
düşmeyeceksin.
Hazırsanız şimdi daha Ütopik gelecek konulara giriyorum; 
Çok uzak değil 5-8 yıl içinde dünya sınırları kalkacak herkes dünya insanı olacak. Tabi ülkeler yok
olacak demiyorum. Sadece sınırlar kalkacak. Fakat bizim buna ayak uydurmamız biraz zaman alır diye
düşünüyorum malumunuz biz hala yapancı dili yalnıza İngilizce olduğunu düşünen veya yeterli sayan
onu da yes-no ikileminde ve biz sıcak insanlarız diyerek kendimizi avutan kişileriz.
Muhtemelen şehir dışına gider gibi uçağa binecek dünyanın diğer ucunda inecek ve yalnızca
elimizde kimlik kartımızı taratıp gittiğimiz ülkeye bilgilerimizle girip giremeyeceğimizi göreceğiz. Yani
ne vize ne pasaporta ihtiyaç duymayacağız.

İnternetin her alanda çok hızlı ve ücretsiz olduğunu göreceğiz. Kimisi için bu çokda iyi olabilir fakat
yaptırımları sosyalleşmenin önüne geçme mantığı bunu farklı bir amaca sürüklüyor. Metroya binip hiç
kimsenin yüzüne dahi bakmadan çıktığın bir ortam.
Aslında dahası da var fakat hepsini tek tek yazmak istemedim. Biz bize yeteriz denilerek acaba
küresel yozlaşmaya mı sürükleneceğiz ilerde hep birlikte göreceğiz.
Bunları Konuştuğum dostum Nisan-2020 ye not düş. Allah izin verirse günü geldiğinde tekrar
konuşuruz demişti bende sizleri şahit göstermek adına sizinle paylaşmak istedim.  Umarım gelecek
hepimize daha güzel yarınlar getirir. Sevgiyle kalın.

Ali abbas COŞKUN.
A.A.C