İstanbul Bağcılar’da Metin Şenay isimli sucunun süngerle ses izolasyonu sağladığı dükkanındaki bir odada çok sayıda çocuğa zincirleme cinsel istismarda bulunduğu ve o anları kayıt altına aldığı ortaya çıktı.

Sanık hakkında 196 yıla kadar hapis istendi. Ayrıca sanığın 2009 yılında benzeri bir suçtan yargılandığı ancak delil yetersizliğinden beraat ettiği ileri sürüldü. Gelişmeler endişe ve tepkileri artırdı. O tepkilerden biri de Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kadın Meclisleri’nden geldi. Akşam saatlerinde olayın yaşandığı Bağcılar’da toplanan kadınlar, “Çocuk istismarını aklatmayacağız, hesap soracağız” mesajı verdi. 

“Çocukları duyalım, çıkarttıkları sesi duyalım”

Platform Genel Sekreteri Fidan Ataselim, Bağcılar halkına geçmiş olsun dedi. Ataselim, şunları söyledi:

“Geçmiş olsun ve son olsun bu istismarlar artık. Geçmiş olsun ve geçsin bu ihmalkarlıklar artık. Geçmiş olsun ve sorumluluğu bulunanlar, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirsinler artık. Çocuk koruma kanunu, Lanzarote Sözleşmesi etkin uygulansın artık. Klasik bir slogan vardır, hani denir ya: ‘Çocukların çıkaramadığı ses olalım.’ Ben bugün tam tersini söyleyeceğim size. 2009 nere, 2024 nere! 2009’da Metin Şenay şikayet edilmiş. Ne olmuş: yargılama yapılmış, ceza almış, Yargıtay’dan dosya geri dönmüş. Niye? Delil yetersizliği demişler. Bu çocuklar daha ne yapsın? Bu çocuklar daha nasıl seslerini çıkarsın? Bu insanlar, bu halk daha ne yapsın? Karakola gidiyor, dava açıyor, savcılığa gidiyor. Daha ne yapalım biz? Ama kimlerin ne yapmadığını biliyoruz. Yargının nasıl işlemediğini görüyoruz. Bu yüzden bugün ben, çocukların çıkaramadığı ses olalım demiyorum. Çocukları duyalım, çıkarttıkları sesi duyalım, çocukların davranışlarını görelim. Çocuklarla, kendi çocuklarımızla aramıza büyük büyük duvarlar örmeyelim ki, çocuklar kendilerini bize anlatabilsinler, anlatıyorlar da. Anlattıkları zaman inanmamazlık etmeyelim, kendi çocuklarımıza güvenmemezlik etmeyelim. Etmediğinizi biliyorum. O yüzden siz suçlu değilsiniz.”

“Bir kereden bir şey olmaz’ diyen siyasi iktidar da sorumludur”

“Bu yaşanan olayda, 2009 yılından 2023 yılına, yıllar geçmiş, onlarca çocuğun istismarından bahsediyoruz. Elbette ihmali bulunanları söyleyeceğim. Kimin suçu vardı burada söyleyeceğim. O ilk suç duyurusunda bulunulduğunda konunun üzerine gidilseydi, yeterli araştırma yapılsaydı, istismarcı adam bulunamaz mıydı soruyorum size. Açığa çıkamaz mıydı bunca istismar? Bu kadar çocuk boşuna istismara uğradı. Uğramayabilirdi, bunun önüne geçilebilirdi. Bütün deliller toplanabilirdi. Bütün delilleri toplamayan kolluk sorumludur bu süreçte! Bir delil yetersizliğinden bahsediliyorsa eğer, o delilleri soruşturacak  savcılardır sorumlu olan! Bir dava başladıysa eğer, hak ettiği cezayı vermeyenler, delil yok diyerek üzerini kapatan yargı mensuplarıdır, hakimlerdir, Yargıtay’dır sorumlu olan! Ve her seferinde ‘Bir kereden bir şey olmaz’ diyen siyasi iktidar da sorumludur bu olanlardan.”

Bakanlıklara soru: Ne yaptınız?

Bunca çocuk istismara uğramış daha sayılarını bilmiyoruz. Belki kendi çocuklarımız da istismara uğramış olabilir. Nice çocuğun o odada duvarda ismi var. Bunları bugün görüyoruz, duyuyoruz. Daha önce görülebilirdi, duyulabilirdi. Bir şey daha eklemek istiyorum. Aile Bakanlığı bir açıklama yaptı. Ve diyor ki, bir çocuğun koruma altına alındığını söylüyor, diğer iki çocukla ilgili ne yapıldığını bilmiyoruz. Ve tüm bu süreç içerisinde bakanlığın neler yaptığınıysa hiç bilmiyoruz. Ne yaptınız Aile Bakanlığı, soruyorum buradan ne yaptınız? Bu çocuklar niye istismara uğradı? Bakanlığın açıklamasındaki cümlelerin ne anlama geldiğini biz çok iyi biliyoruz mücadelemizden. O cümlelerden birinde şunu söylüyor: ‘Soruşturma aşaması davaya döndüğü zaman, biz de bakanlık olarak müdahil olduk. En ağır cezanın verilmesi için müdahiliz.’ Bazı hukuksal kavramlarla, cümlelerle sorumluluğunuzun üstünü örtemezsiniz. Sadece Aile Bakanlığı da değil, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı neredesiniz? Bizim ihtiyacımız olan şey, yetkililerin yükümlülüklerini yerine getirmesi, çocukların üstün yararı gözetilerek istismara uğramayacakları bir hayat ortaya koymak.”

“Her bir çocuğun hesabını soracağız”

“Müdahilliğin de en iyi örneğini biz gösteriyoruz. Bir istismar şüphesi ortaya çıktığı zaman, ailelerle birlikte o delilleri toplamaktan tutun da, savcının istemediği raporları istemeye kadar. Hangi istismara uğramış çocuğun ailesini dinlediniz bakanlıklar, soruyorum size. Müdahil olmak demek taraf olmak demektir. Yaşamaya taraf olun kadınlar için, çocuklar için, tüm canlılar için. Elimizde imkan olmamasına rağmen biz bunu yapmaya çalışıyoruz. Tek imkanımız ve gücümüz eşit özgür yaşayacağımıza olan inancımız, politik örgütlülüğümüz. Buradaki kadınlar bizim tek gücümüz. Sizin yetkiniz var, polisiniz var, yasanız var, yargınız var, her şeyiniz var. Her gün bütün ekranlarda, meydanlarda  konuşma hakkınız var. Biz bu imkansızlıklarla nice kadın cinayetini durdurabiliyorsak eğer, nice istismarcıyı, faili açığa çıkartabiliyorsak, sadece davanın açılmasını beklemeden şüpheli kadın ölümlerinde  gerçekleri açığa çıkartabiliyorsak, siz bakanlık olarak çok daha fazlasını yapabilirsiniz. Yapmadınız, yapmıyorsunuz! İstismara uğrayan her bir çocuk için suçlusunuz! Ve sizler de yargılanacaksınız. Bunca yıldır her kimin ihmali varsa hepsini birer birer bizler açığa çıkaracağız. Her bir çocuğun hesabını soracağız.”

“Bir çocuğun hayatını konuşuyorsak eğer, bunun ötesinde ne olabilir ki?”

“Biz bugün bir kadın örgütü olarak buradayız, kadınlar olarak bu açıklamayı yapıyoruz. Ama bizi dinleyen birçok erkek arkadaşlarımız da var. Abilerimi kardeşlerimi görüyorum burada.  Çok farklı siyasi görüşlerden, partilerden temsilciler var. Bir çocuğun hayatını konuşuyorsak eğer,  bunun ötesinde ne olabilir ki? O yüzden biz el ele vermeye bu konuların üzerine gitmeye devam etmeliyiz. Çocuklarımızın yaşadıkları şeyleri bizlere rahatlıkla anlatabileceği ilişkileri kurmaya özen göstermeliyiz. Sevgili Bağcılar halkına sesleniyorum: Sizin aklınızda en ufak bir şüphe varsa eğer, mutlaka bize başvurun. Korkmayın, hiçbir çocuk korkmasın, sizler de korkmayın. Biz varız biz! Elimizde bazı imkanlar yok ama bizim mücadele gücümüz var. Biz kenetlendiğimiz zaman, çocuklarımız gülüp oynayıp neşeyle geleceklerine kavuşabilir. Kadınlar şiddete uğramayabilir. Bunu hep birlikte sağlayabiliriz. Ve sağlayacağız.”