Dünyanın birçok yerinde, özellikle Türkiye gibi kapalı ve gerici anlayışların var olduğu ülkelerde önlenemeyen cinsel saldırılardaki artışlar çocukların, gençlerin ve kadınların güven içinde yasama şanslarının güç olduğunu gösteriyor. Tecavüzcüler, pedofiller devletin yasaları ve uygulayıcılarının yaklaşımları ile neredeyse koruduklarını gösteriyor. Bunu dolaylı olarak destekleyici söylemleri ve gösterdikleri duruşla ödüllendiriyor gibiler. Cinsel saldırıya maruz kalanlar ise devlet eliyle neredeyse ömür boyu cezalandırılıyor. Yani sistem birçok şeyde olduğu gibi bunda da tersine işliyor ve dolayısıyla devletin kendisi bu suça ortak olmuş oluyor.

Son dönemlerde getirmek istedikleri bir yasa ile kurbanı ( tecavüze ugrayan insani) tecavüzcüsüyle evlendirmenin yolunu açarak, bir insana verilebilecek en büyük cezayı yasalaştırmaya çalışıyorlar. Mağduru yok saymak, yaşadıklarını yok saymak ve onu katiline mahkum etmek.
Bu fikir ve uygulamalar, ancak aynı kirli emellere sahip ve bu zihniyetteki kişilerin aklına gelebilir. Sadece bu şekilde düşünen, öneren ve karar verenlerle birlikte, buna itiraz etmemek susmanın da bu suça ortak olacağı kanatindeyim.

Çünkü bu sadece fiziksel bir saldırı değil, aynı zamanda psikolojik bir ‘cinayet’tir!Özellikle çocuklara yönelik cinsel istismar ve saldırı basit bir şekilde ele alınamaz.

Dolayısıyla bu suçun hiç bir mazereti olamaz. Bu tür eylemler için temel bir neden, güç kullanma ve eylem yoluyla bir üstünlük hissi yaşama arzusudur. Bazı failler ve birkaç failin çocuklar üzerinde cinsel fiksasyonu vardır. Buna da (pedoseksüellik), pedofil denir,
Buna hastalik diyenler suçu masumlaştırmaya çalışırlar, pedofili bir hastalık! değildir. İstisnai durumlarda cinsel tacizin arkasında hastalığa bağlı bir bozukluk olsa bile, failler davranışlarından her zaman sorumludur.

Bu durumu bazı kategorilere ayırırsak;
– Cinsel istismar,
– Fiziksel istismar (fiziksel şiddet),
– Duygusal istismar (duygusal şiddet)

Çocuklar terimi, 15 yaşın altındaki insanlar anlamına gelir.
Genç terimi 15-18 yaş arasındaki insanlar anlamına gelir.

Çocuk ve gençlerin cinsel istismarın tahribatıyla başa çıkması ve ‘normal’ bir hayat sürdürmeleri zordur.
Çocukken cinsel tacize uğrayan insanlar tüm yaşamları boyunca acı çekerler. Hele de güvendikleri kişilerin saldırıları durumunda, bu ihanet durumu travmaya yol açarak ruhen yok olurlar. Bu ihanet, çocuklara özellikle cok acımasız çarpar ve hayatlarının en ağır darbesini alırlar.

Daha sonra ruhsal çöküntü, suçluluk duygusu, aşağılık duygusu ,yetersizlik, güçsüzlük, kendilerini damgalanmış hisseder, diger insanlardan daha değersiz görürler kendilerini.
Bağımlılık (alkol ve uyuşturucu), yeme bozuklukları ve kimlik bozuklukları (borderline sendromu) depresyon da ortaya çıkar.

Bu stres ve kişilik oluşumundaki değişkenlik, genel olarak yaşamları boyunca psikolojik bir bozukluk riskinin yüksek olduğunu ve buna bağlı fiziksel rahatsızlıkların da ortaya çıkacağı unutulmamalı.

Çocuk güvendiği bir ortamda yaşarken bu güven kötüye kullanılırsa, çocuklar için tahmin edilemeyecek kadar sert ve ezici bir yüktür. Çocuklar bu yükü kaldıramazlar. Bu nedenle, normal bellek mekanizmaları düzgün çalışmaz. Travma hafızası, güçlü duyusal izlenimleri, ham formattaki deneyimi saklar. Bazı sesler, kokular, resimler duygu ve hücre hafızasına yapışır.
Etkilenenlerin birçoğu kelimelerle yaşadıklarını açıklamakta zorluk çeker. Çocuklar neler olduğunu idrak edemeseler de prensip olarak travma hafızası her yaşta aynı şekilde çalışır, yani hangi yasa gelirse gelsin mutlaka travmanın sonuçlarını yaşar.

Mağdurların bazıları daha sonra hayatını makul bir şekilde geçirirken, bazıları bunu başaramaz ve aldığı yaralardan acılardan parçalanmış bir hayat yaşarlar.
Bunda birçok faktörün etkili olduğunu biliyoruz. Eger, mağdur kişi iyi bir sosyal ortamda yaşıyor ve destek alıyorsa, güvende hissedecegi bir ortamdaysa
sosyal entegrasyon ve sosyo-ekonomik statüsünü oluşturabilmişse yaşadığı olumsuzlukların üstesinden gelmesi başarmasında avantaj sağlayacaktır. Öte yandan eger zaten yoksulluk içinde yaşayan ve çok az eğitim almış güvensiz ortamda olan insanlar için bu tür deneyimleri aşmak çok daha zordur. Tabii ki kişilik yapısı da önemli bir etkiye sahiptir. Bir kere istismara uğramış çocuklar, maruz kaldıkları bu saldırı karşısında kendi sınırlarını hissetmeleri ve savunmaları zorlaşır ve tekrar mağdur olma riski yüksektir. Dolayısıyla birden fazla travma yaşayanlar için ise herşey daha çok zor olacaktır.

Böylesi bir travma yaşayan çocuğa öncelikle ebeveynleri, sorumlu insanlar, çocuğun bu travmayı atlatabilmesi ve daha iyi başa çıkabilmesi için onları güçlendirmeleri gerekir. Sevgi ve güvenlik elbette çok önemli.

Bununla birlikte çocuk, öz saygısını merkezileştirebilmesine teşvik edilmeli ve geliştirebilmesi için özerklik verilmelidir.

Su TUĞRUL