Uluslararası bir sigorta şirketinde finansman ve fon yönetimi yöneticisi olarak çalışan Ayça Yılmaz, 2009 yılının mayıs ayında doğum izninin ardından 6 ay ücretsiz izin kullandı.

Kısa Dalga’dan Esra Tokat’ın haberine göre izninin ardından işe dönmek istediğinde ise eski pozisyonunun dolu olduğu belirtilerek daha alt seviyede ve daha düşük maaşlı bir göreve geçmesi önerildi. Bu süreçte öneriyi kabul etmeyen Yılmaz önce zorla mazeret izni sonrasında da yıllık izin kullandırtılarak istifaya zorlandı. Yaşanan sürecin ardından Yılmaz, 2010 yılının mart ayında işinden istifa etti.

Yılmaz, istifasının ardından İstanbul Anadolu 16. İş Mahkemesinde alacak davası açtı. Yılmaz dava dilekçesinde doğum iznini tamamlamadan önce kendi yerine bir başkasının işe alındığını da belirtti.

Yargıtay ‘ayrımcılık yok’ dedi

2012 yılında davanın kısmen kabulüne karar veren Mahkeme’nin kararını Yargıtay 22. Hukuk Dairesi Yılmaz yerine bir başka kişinin işe alınmasını haklı görerek bozdu. Öte yandan Yargıtay, Yılmaz’ın doğum yapması nedeniyle ücretsiz iznini kullandığı için de işveren tarafından uygulanan bir ayrımcılık olmadığını ifade etti.

Mahkemeden ‘direnme kararı’

Bozma kararı sonrası yapılan yeniden yargılama sonunda Mahkeme, 2013 yılında ‘direnme kararı’ verdi. Kararda, Yılmaz’ın finansman ve fon yönetimi bölümünde yönetici olarak çalışırken bu görevini diğer çalışan Ö. Ö. ile birlikte yürüttüğü ve Ö.Ö’nün askere gittiği dönemde, bu görevin Yılmaz tarafından tek başına yürütüldüğü ve Yılmaz’a başka bir bölümden geçici olarak F.A.O.nun yardımcı olduğu belirtildi.

‘Askere giden çalışanın yerine yeni bir çalışan alınmadı’

Yılmaz’ın aynı görevi birlikte yürüttüğü Ö.Ö.’nün askerde bulunduğu dönemde yerine yeni bir personelin alınmadığı, şahsın asker dönüşü aynı görevine iade edildiği ve başvurucu ile birlikte aynı görevi yürüttüğü vurgulandı. Kararda ayrıca Yılmaz’ın yasanın kendisine tanıdığı doğum nedeniyle ücretsiz iznini kullanıp izninin dolmasına yakın bir tarihte

‘Cinsiyet ayrımı’

Yılmaz yerine dışarıdan bir personel alındığı ve Yılmaz’ın ücretsiz iznini kullanıp göreve geldiğinde kendisine alt bir görev teklif edildiği, işverence aynı bölümde çalışan başvurucu ile Ö.Ö. arasında 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesi gereğince cinsiyet ayrımı yapılmak suretiyle eşitlik ilkesine aykırı davranıldığı belirtildi.

Yılan hikayesine döndü: Karar Özel Daire’ye gitti

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ise 2018’de direnme kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Daireye gönderilmesine karar verdi. Bunun üzerine verilen kararda mahkemece ilk karardaki gerekçe ile direnme adı altında verilen karardaki gerekçenin birbirinden farklı olduğu, Mahkemece direnme olarak adlandırılan temyize konu kararın yeni bir hüküm niteliğinde bulunduğu, kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevinin Özel Daireye ait olduğu belirtildi.

İşveren haklı bulundu

Bunun üzerine Daire ilk derece mahkemesi kararını bozdu. Kararda Yılmaz’ın görevinin işveren bakımından önem arz eden bir görev olduğu, bu görevin geçici görevlendirme ya da devamlılık arz etmeyecek şekilde belirli süreli iş sözleşme ile gördürülemeyeceği, bu sebeplerle işverenin Yılmaz’ın ücretsiz izinde iken yerine personel almasının olağan karşılanması gerektiği vurgulandı. Ayrıca kararda cinsiyete dayalı bir ayırımcılık bulunmadığı belirtildi.

Dava reddedildi

Mahkeme ise bozma kararına uyarak davanın reddine karar verdi. Kararda Yargıtay’ın bozma ilamı gerekçesine atıf yapılarak işverence Yılmaz’a uygulanan bir ayrımcılık söz konusu olmadığı belirtildi.

Yılmaz AYM’ye başvurdu

Bunun üzerine Yılmaz, Anayasa Mahkemesi’ne 2019 yılında ‘özel hayata saygı hakkıyla bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ihlal edildiği’ iddiasıyla başvurdu. AYM, ilgili hukukta

AİHM içtihatlarını hatırlatarak farklı muamelenin nesnel ve makul bir gerekçeye sahip olmaması hâlinde ayrımcı olarak nitelendirildiğini belirtti. AYM’nin söz konusu açıklamasında “AİHM kamu hizmetine girme veya işe alınma şeklinde bir hakkın AİHS’de yer almadığını ancak işten çıkarılmanın bir ihlale yol açabileceğini kabul etmektedir. Bir kişi yalnızca örneğin cinsiyeti nedeniyle görevden alınırsa veya işten çıkarılırsa bu durum kişinin kimliği, kendine saygısı ve sonuç olarak özel hayatı ile ilgili bir konu olarak kabul edilmektedir ve Sözleşme’nin 8. maddesi ile birlikte 14. madde açsından bir incelemeye konu olabilmektedir” ifadelerine yer verdi.

Emel Boyraz davası hatırlatıldı

Öte yandan AİHM’in Emel Boyraz davasında verdiği karara atıfta bulunularak “AİHM Emel Boyraz/Türkiye kararında başvurucunun kamu sektörüne ait bir elektrik şirketindeki güvenlik görevlisi olarak atandığı görevinden “askerliğini yapmış olmak” şartını taşımadığı yani erkek olmadığı için alınması hakkında yaptığı başvuruda özel hayatla bağlantılı olarak cinsiyet temelli ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine karar vermiştir” denildi.

İşveren tazminat ödeyecek

AYM, ‘Özel Hayata Saygı Hakkı Bağlamında Ayrımcılık Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin iddiayı kabul etti. AYM, Anayasa’nın 20. maddesinde düzenlenen özel hayata saygı hakkıyla bağlantılı olarak Anayasa’nın 10. maddesinde güvence altına alınan ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine ve Yılmaz’a 30 bin TL tazminat ödenmesine hükmetti. AYM kararına istinaden 29 Ocak’ta İstanbul Anadolu 16. İş Mahkemesi’nde yeniden yargılanma süreci başlayacak.