Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba canlar

Yerel seçimler bitti. Fakat AKP MHP iktidarı halkın kendi iradesiyle vermiş olduğu kararı bir türlü kabul edip içine sindiremiyor. AKP ve  MHP’nin yerel seçimlerde almış olduğu yenilgide  DEM Partinin nasıl bir etkisi oldu.

Elbette ki son derece önemli stratejik öneme sahip adımlar attı. Fakat unutmamak gerekiyor ki  HDP’nin 2019 yerel seçimlerde almış olduğu  stratejik seçim kararı , AKP ve MHP nin başta İstanbul ve Ankara olmak üzere birçok belediye de kaybetmesine neden olmuştu. HDP istediği sonuçu kısmen de olsa elde etmiş AKP ve MHP iktidarının kaybetme sürecinin de başlangıcı olduğunu unutmamak gerekiyor. Hepimizin bildiği üzere HDP’nin kazanmış olduğu bir çok belediyeye AKP iktidarı tarafında kayyum Atıyarak halkın iradesini gasp etmişti.

AKP 31 Marta 2024 te yapılan yerel  seçimlerinde  adata hüsrana uğradı  yaptıklarının bedelini sandıkta ödeyeceğini bildiğinden olsa gerek seçim öncesi ve seçim sonrası halkın iradesinin sandığa yansımasını engellemeye girişti. Seçim öncesinde özellikle Kürtlerin yaşadığı şehirlere taşımalı seçmenlerle sandık iradesine fesat karıştırmaya çalışan AKP, seçimden sonrada İl, İlçe ve Yüksek Seçim Kurulu aracılığıyla halkın iradesini yine gasp girişimlerini sürürdü.

Diğer tarafta AKP’den belediyeleri devralan yeni yönetimler büyük bir şokla karşı karşıya kaldıklarını belirtmek gerekir. Belediye kasalar milyarlarca borçlu bırakması bizlere bunların hepsinin daha önce de planlandığını göstergesidir

AKP ve MHP’li belediyenin kaynaklarını yakınlarına ve yandaşlarına peşkeş çekme girişim ve çabaları seçimleri kaybetmelerinden sonra da devam ediyordu. Bunların sonucu halkın olan belediyelerin milyarlarca borçlanması nedeniyle çalışamaz hale gelmeleri halkta şoka ve infiale yol açtı. Öyle talan etmişlerdi ki Malatya Büyükşehir Belediye başkanlığına seçilen AKP’li yeni belediye başkanı önceki AKP’li belediye başkanının belediyeyi borçlandırması nedeniyle belediye personelinin maaşlarını ancak banka kredisiyle ödeyebildiklerini ifade ediyor ve bir AKP’li bir başka AKP’liyi halka şikayet ediyordu. Seçilen belediye yönetimleri AKP/MHP’li belediyelerinin talanları sonucu oluşan belediyelerin borçlarını listeler halinde halkla paylaştıkça talanın ve yağmanın boyutları ortaya çıkıyordu.

Halkın açlık yoksullukla boğuştuğu Ve oturduğu evin kirasını bile ödeyemez haldeyken iktidar bloku ve belediyelerde var olan kayyumlarla her türlü imkana sahip bir hayat sürdürmekte oldukları her geçen gün biraz daha açığa çıkmakta

Halk AKP’nin yolsuzluğunu ve talanını, AKP’li belediyelerin borçlarını, ıstakoz görgüsüzlüğünü, Rolex saat pervasızlığını konuşurken gündeme birden önce Mardin’de belediye meclisi toplantısında İstiklal Marşı’nın okunmadığı, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin toplantı salonunda bayrağın kaldırıldığını iddia eden, aynı merkezli, kurgulu ve provokatif haberler servis edildi. İçişleri Bakanlığı sanki bu haberleri bekliyormuş gibi jet hızıyla mülkiye müfettişlerini görevlendirdiğini paylaştı. Devamında aynı amaca hizmet eden, Diyarbakır Sur Belediyesi seçilenleri halk ile beraber belediyeye geçtiklerini gösteren ve içinde Atatürk’e ve Cumhurbaşkanına hakaret ettiği iddia edilen bir video servis edildi. Ardından da yine İçişleri Bakanlığının mülkiye müfettişlerini görevlendirildiği haberi ve Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma açtığı haberi servis edildi.

Soruşturmada Atatürk’e ve Cumhurbaşkanına hakaret ettiği iddiasıyla zihinsel engelli U.G. gözaltına alındı. Provokasyonları kurgulayanlar o kadar ahlaksızlaşmışlar ki engelli bir insanın özel durumunu suistimal ve istismar etmekten çekinmiyorlardı. Annesinin beyanlarına göre; U.G., hastalığı nedeniyle kalabalığın olduğu yerlere gitme eğilimi olan, düğünlere, toplantılara ve AKP dahil kentteki partilerin de etkinliklerine giden bir insan. Daha önceki tutuklamalarında engellik durumu nedeniyle tahliye kararlarına ve engelli raporuna rağmen U.G. tutuklandı.

Peki bu provokasyonları kurgulayanlar kimler, provokasyonlardan amaçlanan ne, provokasyonlar nelere yol açabilir? Toplumsal ve siyasal muhalefetin; cesaretle, kararlılıkla ve ısrarla üzerinde durması gereken hususlar bunlardır.

Provokasyonların amacı AKP/MHP bloğunun belediyeler üzerinden halkın kaynaklarını talan ettiği, yolsuzluklarla halkı yoksulluğa mahkum ettiği perdelemekten öteye olmadığı görülmektedir

Dolayısıyla da provokasyonu kurgulayanlar iktidar bloku ile yerel işbirlikçi çıkar gruplarıdır. İktidar bloku yolsuzluğun, talanın, görgüsüzlüğün tartışılmasının önüne geçmek isterken, çıkarcı işbirlikçiler de halkın iradesine ve halka ait olanın talanına göz dikmişlerdir. Bayrak, İstiklal Marşı gibi ülkenin egemenliğini ifade eden değerlerle Kürtlerin sorunları olmadığı açıktır.

Fakat ne yazık ki halen bu tür safsatalara inanan bir kitle de mevcuttur, bunlar var olduğu sürece AKP ve MHP gibi tekçi anlayış zemin bulma çalışmaları da yapmaya devam edecek , nedeni ise bunların siyasete Kürtler , Aleviler ve ötekilerin üzerinde yürütmekteler tekçi anlayış işine geçtikleri takdirde siyaset yapacak zeminlerinin Kalmayacağını bilmelerinde kaynaklı gündemde tutmaya devam edecektir.

Bakalı DEM Partinin kent uzlaşısı sonucu CHP’yi destekleyerek yerel yönetimlerde iktidara taşıdığı CHP kayyumlara karşı nasıl bir tutum alacağı da merak konusu olacaktır

Çünkü bu başarı Kürdün Alevinin Türk’ün ötekileştirilelerin birleşerek kazanılmış bir seçimdir

Yazıma son verirken şunları da belirtmekte fayda var , her ne kadar kayyum Siyaseti van’da geri püskürtüldise de AKP ve MHP’nin bundan vazgeçtiği anlamına gelmeyeceği unutulmamalıdır.

Bundan dolayı demokrasiden adaletten eşit bir yaşamdan yana olan tüm çevreleri kayyuma karşı tutum almaya çağırıyoruz.

Saygılarımla…

Ahmet Güden