8 Mart, dünya genelinde kadınların ekonomik, sosyal ve siyasi eşitliğe duyduğu özlemleri dile getiren, mücadele ruhunu yansıtan bir gün olarak kabul edilir. Bu özel günde, birçok önemli konu gündeme gelir ve toplumun farklı kesimlerinde eşitlik talepleri yankı bulur.

Kadınların aynı işi yaptıkları halde erkek meslektaşlarından daha düşük ücret almaları kabul edilemez bir durumdur. Eşit ücret politikalarının benimsenmesi, iş dünyasında adaletin sağlanması için önemli bir adımdır. Toplumun her kesiminde kadına yönelik şiddet ve katliam, acilen durdurulmalıdır. Eğitim, farkındalık ve etkili yasal önlemlerle bu insanlık dışı davranışlara karşı güçlü bir duruş sergilenmelidir. İş dünyasında, politik arenada ve günlük yaşamda cinsiyet temelli ayrımcılığa son verilmelidir. Kadınların liderlik pozisyonlarına yükselmesi teşvik edilmeli ve eğitim olanakları eşit bir şekilde sunulmalıdır.

İyi hal indirimi gibi uygulamalar, cinsel suçlara karşı verilen cezaların caydırıcı olmasını zayıflatır. Toplumda güvenin ve adaletin tesis edilmesi için bu tür indirimlere son verilmeli, suçlular gereken cezayı almalıdır. Cinsel taciz ve tecavüz, insan haklarına aykırı suçlardır. Mağdurların hakları korunmalı, toplumda bu suçlara karşı duyarlılık arttırılmalıdır.

İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddeti ve ayrımcılığı önlemeye yönelik önemli bir adımdır. Sözleşmenin etkin bir şekilde uygulanması ve korunması, toplumsal bir sorumluluktur. Dünya Emekçi Kadınlar Günü, sadece bir hatırlatma değil, aynı zamanda bir kutlama ve değerlendirme günüdür. Bu anlamda, 8 Mart’ın resmi tatil ilan edilmesi, toplumsal bilincin güçlenmesine ve eşitlik mücadelesinin desteklenmesine katkı sağlayacaktır. En önemlisi, toplumun tüm kesimlerinin bir araya gelerek, barış, eşitlik ve adalet için ortak bir çaba sarf etmesidir. Kadınlar ve erkekler, el ele vererek daha adil bir dünya için çalışmalıdır. Bu mücadele sadece bir günle sınırlı kalmamalı, her gün devam etmelidir.
Toplumda yaşanan sorunlara karşı mücadele sadece bir kesimi değil, tüm bireyleri kapsamalıdır. Bu bağlamda:

İnsan haklarına saygı temelinde demokratik değerlere bağlı kalarak, faşizme ve otoriter yaklaşımlara karşı güçlü bir duruş sergilemeliyiz. Temel özgürlüklerimizi koruyarak, demokratik bir toplumun temellerini güçlendirmeliyiz.

Toplumun tüm kesimlerine eşit haklar tanınmalı, cinsiyet ve cinsel yönelim temelli ayrımcılıkla mücadele edilmelidir. Kadınlara ve LGBTİ+ bireylere destek olmak, toplumsal çeşitliliği güçlendirmek demektir.

Çocuklara yönelik her türlü istismar, şiddet ve sömürüye karşı sıfır tolerans ilkesi benimsemeliyiz. Çocuk haklarına saygı göstererek, onların sağlıklı bir ortamda büyümelerini sağlamalıyız.

Çevre ve doğa koruma bilinciyle hareket ederek, sürdürülebilir bir gelecek için çaba göstermeliyiz. Hayvan haklarına saygılı bir toplum oluşturarak, doğanın dengesini korumalı ve gelecek nesillere temiz bir çevre bırakmalıyız.

Faşizme, ayrımcılığa, çocuk istismarına, doğa tahribatına ve hayvan haklarına yönelik tüm saldırılara karşı, toplumsal bir birlik ve dayanışma içinde olmalıyız. Adil, özgür ve çeşitlilikle zenginleşmiş bir toplumun inşası için birlikte çalışmalıyız.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar gününüz kutlu olsun !

Elif KeleşoGazeteci, ABF Genel Başkan Yardımcısı