10 Ekim Ankara Katliamı duruşması görüldü. İddia makamı, sanık Erman Ekinci’nin ‘Anayasal düzeni ihlal’ suçundan cezalandırılmasını istedi. Mütalaada, “İnsanlığa karşı işlenen suça” yer verilmemesi ise tepkilere neden oldu. Avukatların sunduğu ve yeni ortaya çıkan belgede ise failleri Ankara’ya getiren kişinin katliamdan 3 gün önce takibe alındığı ortaya çıktı.

10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın firari sanıkları yönünden ayrılan dosyasındaki 24’üncü duruşması Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Emek Partisi (EMEP), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), CHP, İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi yöneticilerinin yanı sıra birçok kurum temsilcisi duruşmaya katıldı.

Duruşmada avukatların sunduğu dilekçe ile katliam öncesinde iki canlı bombayı Ankara’ya getiren araca eskortluk yapan IŞİD üyesi Yakub Şahin’in telefonlarının katliamdan 3 gün önce Emniyet tarafından dinlendiği ve fiziki olarak takip edildiği ortaya çıktı.

DW Türkçe’den Alican Uludağ’ın haberine göre 103 kişinin hayatını kaybettiği, 500’den fazla kişinin yaralandığı katliamda, kamu görevlilerinin ihmali bir kez daha ortaya çıktı.

Katliamdan 11 gün önce amonyum nitrat almaya çalıştı

O ihmallerle ilişkili, 10 Ekim Ankara Katliamı Davası Avukat Komisyonu, önemli bir belgeye daha ulaştı. Belge ise katliamdan 11 gün önce Gaziantep’in Nizip ilçesinde bir gübre bayisinden patlayıcının etkisini artırmak için kullanılan amonyum nitrat gübre almaya çalışırken ihbar edilen, polis tarafından kimliği tespit edilmesine karşın gözaltına alınmayan Yakub Şahin’e ilişkin oldu.

Yakup Şahin, katliamda IŞİD üyesi Yunus Emre Alagöz ve yanındaki yabancı uyruklu IŞİD üyesini Ankara’ya getiren araca da eskortluk yapmıştı.

Polis katliamdan üç gün önce dinliyormuş

Yakup Şahin’in, bombacıları Ankara’ya getirirken polis tarafından teknik takip kapsamında altında izlendiği anlaşıldı. Gar davası avukatlarının ulaştığı belgelere göre, Nizip’teki gübre bayisinden amonyum nitrat almaya çalıştığının ihbar edilmesi üzerine Gaziantep Emniyet Müdürlüğü, Ekim 2015’te Yakub Şahin hakkında işlem başlattı.

Nizip Emniyet Müdürlüğü’nün yazısı üzerine, Gaziantep İstihbarat Şube Müdürlüğü, 1 Ekim 2015 tarihinde Yakup Şahin ile ilgili bilgileri Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı’na bildirdi.

Beş gün önce telefon dinleme talebi

Aynı zamanda Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından katliamdan 5 gün önce yani, 5 Ekim 2015 tarihinde Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nden Yakub Şahin ile ilgili iletişime müdahale tedbir kararı talep edildi.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi de 7 Ekim 2015 tarihinde Yakup Şahin hakkında iletişime müdahale kararı alındı. Yani katliamdan 3 gün önce, bombacılara eskortluk yapan Yakup Şahin’in hem telefonları dinleniyor hem de fiziki olarak izleniyordu.

Avukat Ünüvar: Katliam polis takibi altında yapıldı

Gar davasının bugün yapılan duruşmasında söz alan müşteki avukatlarından Erkan Ünüvar, mahkemeye dilekçe vererek, Yakub Şahin ile ilgili iletişime müdahale tedbir kararı ile bu karara dayanak olan tüm soruşturma evrakının istenmesini talep etti. Dilekçede, “Buna göre Yakub Şahin katliam öncesinde emniyet tarafından telefonlarının dinlendiği, buna rağmen katliamla ilgili faaliyetlerine devam ettiği ve sonuçta 10 Ekim 2015 tarihinde de katliamın gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bunun anlamı ise gayet açıktır. Katliam faillerinden Yakub Şahin polis takibi altında bu katliamı gerçekleştirmiş ve Emniyet bunu izlemekle yetinmiştir” denildi.

“Bu gerçek yıllardır saklanıyormuş”

Dilekçede, Şahin’in polisin teknik takibi altında katliamı gerçekleştirdiği gerçeğinin, “esasen katliamın hemen ertesinde gerek Emniyet, gerek yargı makamları, gerekse hükümet yetkilileri tarafından bilinmesine rağmen bugüne kadar elbirliğiyle ve büyük bir titizlikle gizlendiği” vurgulandı.

Telefonları dinlenen diğer üç IŞİD’li kim?

Dilekçede ayrıca Yakub Şahin’in yanı sıra o dönem katliamdan önce telefonları dinlenen üç IŞİD üyesi daha olduğunu ancak 8 yıldır bunların isimlerinin saklandığı ifade edildi. Avukatlar, Emniyet Genel Müdürlüğü’ne yazı yazılarak bu üç IŞİD üyesinin isimlerinin sorulmasını talep etti.

Diğer yandan bombacıların içinde bulunduğu aracı kullanan IŞİD üyesi Halil İbrahim Durgun ile bu araca eskortluk yapan Yakub Şahin’in 9-10 Ekim günlerinde kullandıkları bir günlük telefonun katliamdan sonra 14 Ekim’de Emniyet tarafından kolayca tespit edildiğine işaret edildi. Dilekçede, “Bu durum bu sanıkların telefonlarının ve iletişimlerinin katliam öncesinde de kontrol altında olduğu izlenimi doğurmaktadır” denildi.

İstihbarat raporları istendi

Bu katliam faillerin istihbari takip altında olduğuna işaret edilen dilekçede, ayrıca Gaziantep’ten gelen dava dosyalarının katliam sanıklarının 2012’den beri adım adım izlendiği kaydedildi. Avukatlar bu nedenle MİT, Emniyet İstihbarat ve Jandarma İstihbarat’a yazı yazılarak Şahin ve Durgun’un tüm istihbarat raporlarının dosyaya getirilmesini istedi.

10 Ekim davası avukatlarından Senem Doğanoğlu, bu belgelerin kamu görevlilerinin katliamdaki sorumluluğunun bir kez daha tartışılmasına neden olacağını belirterek, “Bu nedenle ihbar dosyasındaki yazışmalar kamu görevlilerinin sorumluluğunun tartışılmasını gündeme getireceği için ısrarla saklandı. Şimdi bir gerçeğin katliamdan 8 yıl sonra apaçık bir biçimde ortaya çıkmasını sağlamıştır” dedi.
İhmale soruşturma izni çıkmadı

Soruşturmaya izin verilmedi

Öte yandan Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın, Yakub Şahin’in katliamdan 11 gün önce Nizip’te amonyum nitrat almaya çalışmasına karşın yakalanmamasına ilişkin yapılan şikayetle ilgili soruşturma izni vermediği de anlaşıldı. Bu kapsamda yürütülen idari soruşturma sonucunda hazırlanan ön inceleme raporu mahkeme dosyasına girdi. 29 Aralık 2023 tarihli raporda, kamu görevlileri hakkında soruşturma izni verilmemesi kararı çıktı. Raporda, Yakub Şahin’in adının tespit edildikten sonra gerekli işlemlerin yapıldığı, herhangi bir aksamaya mahal verilmediği, emniyet görevlilerinin kusuru veya ihmali bulunmadığı savunuldu.

Duruşmada ise ana davadan tutuklu sanıkların dördü Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldığı duruşma, kimlik tespitinin ardından başladı.

Savcı mütalaasını sundu

Mezopotamya Ajansının haberine göre “İnsanlığa Karşı Suç” tanımına ilişkin uzman raporlarının okunmasının ardından iddia makamı esasa ilişkin mütalaasını sundu. İddia makamı, sanık Erman Ekinci’nin “Anayasal düzeni ihlal”den, diğer sanıkların “Kasten öldürme” suçundan cezalandırılmasını isterken, 10 sanık hakkında ise beraat talebinde bulundu. Savcı, ayrıca mütalaasında Erman Ekici hakkında “İnsanlığa karşı suç”tan ise ceza istemedi.

“Bu kadar vicdansızlık olamaz”

Mütalaanın ardından katliamda ölenlerin aileleri, mahkeme heyetine “8 yıldır ciğerimiz yanıyor. Bu kadar vicdansızlık olamaz. Vicdan. Sonuna kadar bilin ki tüm dünya bu davayı takip ediyor ve tüm katillerin bunlar kamuoyu görevlileri de olmak üzere, ellerimiz yakalarında olacak. ‘İnsanlığa karşı’ suçun tanımı daha ne olabilir yüzlerce insan öldü” diyerek tepki gösterdi.

“Mütalaa verilecek aşamada değiliz”

Okunan mütalaaya karşı söz alan avukat Erkan Ünivar şunları söyledi:

“Esas hakkında mütalaaya ilişkin ilk etapta şunu söyleyelim, sonra söz alacağız. 8 yıldır söylüyoruz; hala deliler toplanmadı. Esas hakkında mütalaa verilecek bir aşamada değiliz. Hala dosyaya deliller geliyor ve bu aşamada esasa dair mütalaa verilemez. Savcı ısrarla eski mütalaayı esas alıyor.

Patlama emrinin İbrahim Bala’dan alındığı ısrarla söyleniliyor fakat bunun böyle olmadığını isimle, delille açıkladık. Tercüman aracılığıyla yabancı birinden alınmış talimat ama hala sunduğumuz deliller okunmuyor, dikkate alınmıyor ve ilk aşamadaki iddianame ile yargılama yapılıyor. Bununla yargılama yapılamaz ve hüküm kurulamaz. Bu, dosyaya gelen bütün delilleri yok saymaktır.”

“Bilgi ve belgeler saklanıyor”

Ünivar, yargılamaya ilişkin daha sonra şunları belirtti:

“Kamu görevlilerine ilişkin Gaziantep’e başvurmadan önce sizden de Gaziantep Emniyeti’nin buradaki sorumluluğuna ilişkin delillerin toplanması için talepte bulunduk ama bu talebimizi reddettiniz. Bilgi ve belgeler bizden hala saklanıyor. Emniyet bu katliamı izledi. Yakup Şahin’in emniyet tarafından izlendiğini örneğin bilmiyorduk ve bu yeni bir delil olarak yer alıyor. Bunu değerlendirmeniz gerekir.

İstihbarat zafiyetinin olup olmadığı tartışması yaşanıyordu ancak o dönem siyasilerin açıklamalarına baktığımızda Ahmet Davutoğlu bazı açıklamalar yapmıştı; ‘Türkiye’de intihar eylemi yapacak isimlerin listesi dahi var, bunları takip ediyorsunuz…’ Yani isim biliniyor demektir bu. İstihbarat bilgisi vardı ama buna rağmen müdahale edilmedi. Devletin ve kamu görevlilerinin bu katliamda sorumlu olduğu açık bir biçimde ortaya çıkmıştır. O nedenle bilgi ve belge taleplerimizi artık bu katliamın aydınlatılması için kabul edilmesi gerekiyor.

“Emniyet yalan beyanda bulundu”

Yakup Şahin’in telefon konuşmalarının emniyet tarafından dinlendiği de ortaya çıktı. Yakup Şahin hakkında iletişime müdahale tedbir kararlarını talep ettik ama mahkemeniz defalarca reddetti. Kayıtları alamadık ve 2022 yılında Gaziantep Emniyeti bu kararın olmadığını, iletişime müdahale tedbir kararları olmadığını söylüyor. Ama aynı şekilde müfettiş bu belgeleri talep edince evet tedbir var diyor.

Yani Gaziantep Emniyeti açıkça mahkemenize yalan beyanda bulunuyor. Size ‘yok’, müfettişe ‘var’ diyor. Mahkemenizi yanıltıyor ve bu konuda suç duyurusunda bulunmanızı istiyoruz. Dava sonucu ulaşabildiğimiz müfettiş raporunu dahi emniyet, sansür uygulayarak bize teslim etti. Kendi hazırladıkları raporu bile sansürlediler neden çünkü sorumlulukları var, ortaya çıkacak şeyler var. Aradan 8 yıl geçti hala polisin teknik takibe aldığı 3 kişinin isimlerini dahi bilmiyoruz ulaşamıyoruz.

Açık açık bu katliamın delilleri emniyet ve savcılık tarafından gizlenmiştir. Savcılar da bunu gizliyor, delilleri saklıyorlar. Bu nedenle yargılama başından beri gerçek sanıklarla, gerçek delillerle yapılmıyor artık bu tutumdan çıkmanızı bekliyoruz. Buradaki ailelere borçlu olduğunuz bir adalet var. Bu gerçeklere rağmen ‘önümüze gelen 14-15 IŞİD’liyi yargılarız ve bu dosyayı kapatırız’ diyemezsiniz.”

“Tarihe nasıl geçeceksiniz?”

Esas hakkında bugün beyanda bulunmayacaklarını ve heyetin davayı bitirmeye yönelik yaklaşımına değinen dava avukatları, “Bugün beraat verirseniz ‘Anayasal Düzeni İhlal’ suçundan da veremezsiniz. Bu aşamada, ‘İnsanlığa Karşı İşlenen Suç’tan ilk iddianame hazırlanan bu davada beraat veren heyet olarak mı, yoksa 10 Ekim Gar Katliamında ‘İnsanlığa Karşı İşlenen Suç’tan ceza veren ilk heyet olarak mı tarihe geçeceksiniz? Sorumuz budur” diye belirtti.

Verilen aranın ardından başlayan duruşma devam etti.